Evvela blog: resim, video, haber, spor, magazin, teknoloji – Kısaca herşey!
RSS ikon Anasayfa ikon
  • Geniş Aile – Cevhair, Koyu Bilal, Şukufe

    Ağustos 30th, 2010 admin Yorum yok

  • Eski Referandumlar

    Ağustos 26th, 2010 admin Yorum yok

    Türkiye’de 22 Temmuz Pazar günü milletvekili genel seçimi için sandık başına giden seçmenler, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini de öngören anayasa değişikliği paketinin halkoyuna sunulmasıyla, 21 Ekim’de bu kez referandum için sandık başına gidecek. Türkiye’de 5. kez referandum yapılacak.
    5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Hakkında Kanun, 21 Ekim 2007’de halkoyuna sunulacak.

    1Türkiye’de ilk referandum, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan 1961 Anayasası için yapıldı. 9 Temmuz 1961’deki halkoylaması ile 1961 Anayasası, yüzde 38.3 “hayır” oyuna karşılık, yüzde 61.7 “evet” oyuyla kabul edildi.
    2 Türkiye ikinci kez “1982 Anayasası”nın halkoyuna sunulması üzerine sandık başına gitti. İkinci referandum, 1980 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan 1982 Anayasası için 7 Kasım 1982’de yapıldı.
    Halkoylamasına, 18 milyon 885 bin 488 seçmen katıldı. 17 milyon 215 bin 559 seçmen “kabul” (yüzde 91.37), 1 milyon 626 bin 431 seçmen de “ret” (yüzde 8.63) oyu kullandı. 1982 Anayasası, sonuçların açıklanmasıyla 9 Kasım 1982’de yürürlüğe girdi.
    3 Türkiye’de 3. halkoylaması, 1982 Anayasası’nın Geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda 6 Eylül 1987’de düzenlendi. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), halkoylaması sonuçlarını 12 Eylül 1987’de açıkladı. Halkoylamasına 24 milyon 436 bin 821 seçmen katıldı. Geçerli 23 milyon 347 bin 856 oydan 11 milyon 711 bin 461’i “evet”, 11 milyon 636 bin 395’i “hayır” çıktı. Böylece, Geçici 4. madde yürürlükten kalktı.
    4 Türkiye’nin dördüncü kez önüne getirilen halkoylaması sandığının konusu ise Anayasa’nın 127. maddesindeki yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması oldu. Bu halkoylaması, 25 Eylül 1988’de yapıldı. Seçmenlerin yüzde 65’i “hayır”, yüzde 35’i “evet” oyu kullandı. Böylece yerel seçimlerin erkene alınması için Anayasa’nın 127. maddesindeki değişiklik kabul edilmedi ve 13 Kasım 1988 olarak öngörülen erken yerel seçim yapılmadı.
    Halkoylamasında, milletvekili genel seçimlerinden farklı olarak beyaz renk üzerinde “Evet”, kahverengi üzerinde “Hayır” ibareleri bulunan iki ayrı renkten oluşan birleşik oy pusulası kullanılacak. Halkoylamasına katılanlar, üzerinde özel işaret bulunan mühürü birleşik oy pusulasında tercih ettiği kısmın üzerine basarak oyunu kullanacak.

  • Tarihi Tesadüf

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok

    12-eylul-referandumu

    12 Eylül referandumunda Türkiye 30 yıllık geçmişiyle de yüzleşecek. Çünkü halkoylamasına sunulan pakette, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştiren önemli hükümlerin yanı sıra Anayasa’nın Geçici 15′inci maddesinin kaldırılması da bulunuyor. Bu madde, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Milli Güvenlik Konseyi, bu Konseyin yönetiminde kurulmuş hükümetlerin üyeleri ve dönemin Danışma Meclisi’nin kararlarını uygulayan her kademedeki uygulayıcılar hakkında dava açılamayacağını düzenliyordu. Halkoylamasından “evet” kararı çıkması halinde Geçici 15′inci madde de kalkmış olacağından bu madde kapsamına giren kişilerin yargılanması da mümkün olacak. Ancak bazı hukukçular, Geçici 15′inci maddenin kaldırılmasının bu madde kapsamındaki kişilerin yargılanmasının önünü açmayacağını, ayrı bir düzenleme yapılmadıkça bu kişilerin yargılanamayacağını savunuyor. YSK’nın belirlediği tarihin bir başka özelliği de Ramazan Bayramı’nın hemen sonrasına denk düşmesi. Ramazan Bayramı bu yıl 9, 10 ve 11 Eylül tarihlerine kutlanacak. Bu nedenle siyasi partiler referanduma ilişkin propagandalarını ağırlıklı olarak Ramazan ayı süresince yapacak. Bayram tatilinin sona ermesinden sonraki ilk günde de sandık kurulacak.

  • Referandum Maddeleri’nin İçeriği Nedir ?

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok

    MADDE 1: Pozitif ayrımcılığın kapsamı genişletiliyor. Anayasa’nın 10.  maddesine “Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife  şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” ibaresi ekleniyor.

    MADDE  2: Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme  hakkına sahip olacak. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde  veya kişinin açık rızası ile işlenebilecek.

    MADDE 3: Anayasa’nın  ’Seyahat Hürriyeti’ başlıklı 23. maddesine, “vatandaşın yurtdışına çıkma  hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim  kararına bağlı olarak sınırlandırılabilecek.” ifadesekleniyor.

    MADDE  4: Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenleme getiriyor. Her çocuk,  korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça  ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına  sahip olacak. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucu  tedbirleri alacak.

    MADDE  6: Memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı  tanınıyor.

    MADDE 7: Grev esnasında greve katılan işçilerin ve  sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan  işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendikanın sorumlu tutulmasını  öngörüyor. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, genel grev ve lokavt, işyeri  işgali, iş yavaşlatma ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar  kaldırılıyor.

    MADDE 8 : (330 kabul oyuna ulaşamadığı için  tekliften düştü.) Siyasi partilerin kapatılmasını Meclis’in iznine
    MADDE 9: Kamu denetçiliği (ombudsman) kurumu  oluşturuluyor.
    MADDE 10: Milletvekilliğinin düşürülmesi  uygulamasını kaldırıyor.


    MADDE 11:
    Başkanlık Divanı 2. devre  dönemin sonuna kadar görev yapacak.



    MADDE 12:
    Yüksek Askeri  Şura’nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma  hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılıyor.
    MADDE  13: Anayasa’nın 128. maddesine memurlara tanınacak olan ‘toplu sözleşme  hakkı’ yansıtılıyor.


    MADDE 14: Memurlara yönelik uyarma ve  kınama cezaları yargı denetimine açılıyor.


    MADDE 15:
    Adalet  hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’nca  denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç  denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet  müfettişleri eliyle yapılacak.



    MADDE 16: Askeri yargının görev  alanı yeniden belirleniyor. Buna göre, askeri mahkemeler, asker kişiler  tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine  veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara  ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal  düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her durumda  adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri  mahkemelerde yargılanamayacak.



    MADDE 17: Anayasa Mahkemesi’nin  yapısı yeniden düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi 17 asıl üyeden oluşacak. 3  üyesini Meclis seçecek.


    MADDE 18:
    Anayasa Mahkemesi üyelerinin  görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. Bir  kişi 2 defa üyeliğe seçilemeyecek.



    MADDE 19: Anayasa Mahkemesi’ne  kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Meclis başkanı, genelkurmay başkanı,  kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı da görevleriyle ilgili  suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanacak.



    MADDE 20: Anayasa  Mahkemesi iki bölüm ve genel kurul halinde çalışacak.

    MADDE 21: Askerî Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik  hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hâkimlik teminatı  esasları dikkate alınacak.



    MADDE 22: Askerî Yüksek İdare  Mahkemesi üyeleri için de hâkimlik teminatı getiriliyor.



    MADDE  23: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısı değiştiriliyor.  Bu kapsamda, halen 7 olan HSYK’nın üye sayısı 22′ye çıkarılacak. Adalet  bakanı olmaya devam edecek.



    MADDE 24:
    ‘Ekonomik ve Sosyal  Konsey’ Anayasa kapsamına alınıyor.


    MADDE 25:
    12 Eylül  darbecilerine yargı yolu açılıyor. Anayasa’nın, 12 Eylül dönemindeki  Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve  Danışma Meclisi’nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15.  maddesi yürürlükten kaldırılıyor.


    MADDE 26:
    Üç geçici maddeden  oluşan çerçeve madde, Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısıyla ilgili  geçici düzenlemeleri içeriyor. Parti kapatmalarla ilgili geçici  düzenleme ise 8. maddenin düşmesi çerçevesinde yeterli oyu alamayarak  paketten çıktı.

    YSK, Referandum Kanunu’nu “seçim kanunu” kabul etti ve “seçim kanunu değişikliğinin bir yıl içindeki seçimlerde uygulanamayacağı” ilkesine dayanarak 120 gün sonraya tarih saptadı

    Türkiye tarihi bir tesadüfle, 12 Eylül Anayasası’nda, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmalarına olanak sağlayan düzenlemeyi de içeren değişikliği yine 12 Eylül günü oylayacak. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) anayasa değişikliği referandumunun 12 Eylül’de yapılmasına karar verdi. YSK, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önceki gün onaylayarak Resmi Gazete’de yayımlanan anayasa değişikliğine ilişkin yasanın halkoylamasının hangi gün yapılacağını belirlemek üzere dün toplandı. Kurul’un 2.5 saat süren toplantısında, Referandum Kanunu’nun bir seçim kanunu, referandumun da bir seçim işlemi olduğu görüşü benimsendi. Anayasa’daki “seçim kanunlarındaki değişiklikler, bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” hükmüne dayanarak, referandumun anayasa değişikliğinin yayımlandığı tarihten sonraki 60 günü değil 120 günü takip eden ilk Pazar günü yapılmasına hükmetti. Bu takvim de 12 Eylül Pazar gününe denk geldi. Kurul’un oybirliği ile aldığı kararı YSK Başkanvekili Kırdar Özsoylu açıkladı.


    TARİHİ TESADÜF

    12 Eylül referandumunda Türkiye 30 yıllık geçmişiyle de yüzleşecek. Çünkü halkoylamasına sunulan pakette, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştiren önemli hükümlerin yanı sıra Anayasa’nın Geçici 15′inci maddesinin kaldırılması da bulunuyor. Bu madde, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Milli Güvenlik Konseyi, bu Konseyin yönetiminde kurulmuş hükümetlerin üyeleri ve dönemin Danışma Meclisi’nin kararlarını uygulayan her kademedeki uygulayıcılar hakkında dava açılamayacağını düzenliyordu. Halkoylamasından “evet” kararı çıkması halinde Geçici 15′inci madde de kalkmış olacağından bu madde kapsamına giren kişilerin yargılanması da mümkün olacak. Ancak bazı hukukçular, Geçici 15′inci maddenin kaldırılmasının bu madde kapsamındaki kişilerin yargılanmasının önünü açmayacağını, ayrı bir düzenleme yapılmadıkça bu kişilerin yargılanamayacağını savunuyor. YSK’nın belirlediği tarihin bir başka özelliği de Ramazan Bayramı’nın hemen sonrasına denk düşmesi. Ramazan Bayramı bu yıl 9, 10 ve 11 Eylül tarihlerine kutlanacak. Bu nedenle siyasi partiler referanduma ilişkin propagandalarını ağırlıklı olarak Ramazan ayı süresince yapacak. Bayram tatilinin sona ermesinden sonraki ilk günde de sandık kurulacak.

  • Referandum Nedir ?

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok

    12-eylul-referandumu-nedirReferandum (latince referendum) genelde anayasa değişikliği, yasaların kabulu ve ya çok önemli meselelerde halkın iradesini belirlemek amacıyla yapılan oylamadır. Referandumda halkın iradesi idareye doğrudan doğruya yansımakta olup doğrudan demokrasi’nin güzel bir örneğidir. Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır. Türkiye’de çok az uygulanan referandum, gelişmiş ülkelerde sık sık uygulanır. Referandum kelimesi genelde plebisit kelimesiyle beraber anılır. Plebs, Eski Roma’da, ayrıcalıklı patriciiler dışında kalan kalabalık halk sınıfına verilen isimdir. Plebs meclislerinin aldığı karar anlamında olan Latince plebiscitum sözünden gelir. Plebisit genelde yasama organlarının biri tarafından halkın oylamasına sunulan bir sorudur. Plebisit bir şekilde güven oylaması manasını ihtiva ettiği için, günümzde pek sık kullanılmamaktadır.

    Eski çağ sitelerinde vatandaşlık hakkına sahip bir kısım halk, gerçek bir hükümet ve yasama organı gibi toplanırdı. Bugün ise bazı İsviçre kantonlarında ve bir kısım Amerikan kominlerinde, yılda bir defa toplanan halk genel kurulunun görevi, sadece yöneticileri denetlemek ve tekliflerini bildirmektir.

    Doğrudan demokrasinin fiilen uygulanmasındaki güçlük sebebiyle temsili demokrasi sistemine gidilmiştir. Bu sistemin de mahzurlarını gidermek ve doğrudan demokrasi sistemine yaklaşmak için, yarı doğrudan demokrasi sistemine gidilmiştir. Referandum bunlardan birisidir. Yarı doğrudan demokrasi denilen, halkın yönetime katılmasının bu şeklinde ise; seçmenlerin görevi, sadece temsilciler seçmek değildir. Seçmenler, gerek anayasa yapma ve gerekse yasama yetkisine oylarıyla katılırlar.

    Hazırlanmakta olan bir kanunun kabulüne veya bir kanun teklifine halkın katılması iki şekilde olur:

    Yetkili makamın bir kanun tasarısı veya teklifinin esaslı kısımları hakkında halk oyuna başvurmak.

    Yasama organı (parlamento)nun hazırladığı kanun hakkında halkın reyine müracaat etmek.
    Meclisin hazırlamış olduğu kanun, yürürlüğe girmeden önce halka sunulur. Seçmenler, hazırladıkları bir dilekçe ile kanunun karşısında yeterli sayıda imza toplayabilirse, kanunun tasdiki veya yürürlükten kaldırılması hususunda halkın reyine başvurulur. Karşı oylar yetersiz kalırsa kanun, referandumla tasdiklenmiş sayılır. Karşı oylar fazla gelirse, kanun yürürlükten kalkmış olur. 1789 Fransız ihtilali sonucu Fransa’da uygulanan bu sistem, bugün bazı Amerikan eyalet anayasalarında yer alır. Buna halkın tasdiki veya halk vetosu denir. Bazan da, Alman Weimar Anayasasında olduğu gibi; devlet başkanı dilerse, her hangi bir kanunu tasdik etmeden önce, bir defa da halkın oyuna gerek duyabilir.

    Anayasaların, yeni hazırlanmalarından sonra veya önemli değişikliklerde referandumla halkın oyuna başvurulur. Türkiye’de, Fransa’da ve İsviçre’de yeni anayasaların kabulü bu şekilde olmuştur. Buna Anayasa Referandumu denir.

    Türkiye’de ilk defa referanduma, 1960 Anayasasının kabulü sırasında başvurulmuştur. Katılan seçmenlerin % 62’si evet, % 38′i hayır şeklinde oy kullanarak; Kurucu Meclis’in hazırladığı Anayasayı kabul etmiş oldu. 1982 yılındaki, Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasanın referandumunda ise, kabul oyları % 91′i geçti. Red ise % 9 idi. Yeni anayasa ittifaka yakın bir çoğunlukla kabul edilmiş ve seçmenlerin tasvibini almıştır.

    Kanunların halkın referandumuna sunulması usulü ABD ve İsviçre’de temel bir prensip olarak kabul edilmiştir. Bugüne kadar referanduma sunulmuş dünya anayasaları içinde sadece 1946 Fransız Anayasası halk tarafından birinci oylamada reddedilmiştir. Bu anayasa ikinci referandumda kabul edilmiştir.

  • Öcalan’ın ‘halklar arasında çatışma planı’ devreye mi girdi?

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok

    Önceki gün Bursa’nın İnegöl, ardından da Hatay’ın Dörtyol ilçelerinde meydana gelen etnik kökenli kavgalar, Türk ve Kürt vatandaşlar arasında gerginliğe sebep oldu. Hatay’ın Dörtyol ilçesinde terör örgütünün hain saldırıları sonucu 4 polisin şehit edilmesi, provokasyonları da beraberinde getirdi. Bu tip provokasyonların sinyalleri ise teröristbaşı Abdullah Öcalan tarafından bir ay önce avukatları aracılığıyla verilmişti. Öcalan’ın “Eğer bir diyalog ve çözüm süreci gelişmezse Türk-Kürt çatışması gündeme gelir.” sözleri dikkat çekmişti.

    Terör örgütü PKK’yı da bünyesinde barındıran Kürdistan Topluluklar Birliği de (KCK), İnegöl ve Dörtyol’da yaşanan olayların planlı ve örgütlü olduğunu iddia ederek, Kürtleri kendilerini disiplin içinde savunmaya çağırdı. KCK, başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’da yaşayanlara da eylem çağrısı yaptı. Olay sonrasında Türk ve Kürt vatandaşlar arasında arbede yaşandı. Polisin gaz bombası ile müdahalede bulunduğu olaylarda yaralanmalar meydana geldi. Bursa’nın İnegöl ilçesinde ise ‘mahallede korna çalınması’ sebebiyle kişisel çapta başlayan tartışma provokatörlerin devreye girmesiyle grup kavgasına dönüşerek istenmeyen olaylara sebep oldu. Kişisel kavga, provokasyonlarla bir anda bütün İnegöl’e yayıldı. Grup, bir polis ve zabıta aracını yaktı, bir banka şubesinin camlarını kırdı ve ambulanslara taş attı. Güvenlik güçleri, ilçenin giriş ve çıkışlarında önlem aldı.

    Bu tip provokasyonların sinyalleri ise teröristbaşı Öcalan’ın açıklamalarında verildi. Bir ay önce avukAt görüşmeleri sırasında açıkça tehdit mesajları veren Öcalan’ın, “Eğer bir diyalog ve çözüm süreci gelişmezse Türk-Kürt çatışması gündeme gelir. Kimse bu tehlikenin farkında değil.” demesi dikkat çekmişti. Yaşanan süreci 1789 sonrası 91 Fransa’sında yaşanan o iç savaş dönemlerine benzeten teröristbaşı, “Biliniyor, bu dönemlerde buralarda çok kan döküldü. Kürt-Türk çatışması derinleşebilir. Ben tarihi görevimi yerine getiriyorum, herkesi uyarıyorum.” diyerek, adeta sokak çatışmalarına ve provokasyonlara davetiye çıkarmıştı. Konunun uzmanları, terör örgütünün sokaklarda ve ülkenin genelinde bir iç çatışma istediğini ve vatandaşların bu tür provokasyonlara gelmemesi gerektiğini belirtiyor. Olayların çözümü için sadece polislerin devreye girmesinin doğru olacağını dile getiriyor.

    Sağduyu galip gelince oyun deşifre oldu

    PKK, sokaklarda iç çatışma istiyor Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Genel Koordinatörü terör uzmanı Sedat Laçiner: PKK, sokaklarda dahi iç çatışma istiyor. Bazı grupların amaçları da terör örgütünün bu isteğiyle örtüşüyor. Bu gruplar bu tip olaylarda PKK ile birlikte hareket ediyor. Mesela İnegöl’deki, bir provokasyon ve organizasyondur. Buna benzer istismar çabaları geçmişte de oldu. Sorun etnik hale çevriliyor. Bu tarz olayların büyümesini isteyen birçok grup var. Vatandaş, bu oyuna gelmemeli. İnegöl’e bakıp ders almalılar. Halk, işi güvenlik güçlerine bırakmalı Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı: Bu tür olaylarda iş güvenlik güçlerine bırakılmalı. Halk terörle mücadele konusunda güvenlik güçlerinin işine karışmamalı. Olaylarda provokatörler ortaya bir söz atar. Halk da grup psikolojisiyle galeyana gelir. Bunlara çok dikkat edilmeli. Liderler sağduyulu olmalı, olaylara sadece güvenlik güçlerinin müdahale etmesi konusunda mesajlar vermeli. Kardeşlik ruhu yıkılmamalı Ege Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Ercan Tatlıdil: Devletin kurumları yurttaşlar için vardır. Bu yüzden provokasyonlara gelinmeden işin güvenlik güçlerine bırakılması gerekiyor. Bu güvenin sarsılmaması gerekiyor. Siyasiler kendine düşen görevi yerine getirmeli. Türkiye’de etnik kimliğe yönelik vatandaşların yoğun hassasiyetleri var. Bu gelenek, provokasyonlara gelinerek yıkılmamalı. PKK’nın oyunu Hatay’da tutmaz Hatay Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Kadir Teksöz: Türkiye’de tüm etnik gruplar kardeştir. Dağlarda yaşayıp ülkemizi bölmeye çalışanlar şimdi de gözlerini Hatay’daki kardeşlik ortamına diktiler. Dörtyol’da dün gece yaşananlar provokasyondan başka bir şey değildir. Etnik kökeni ne olursa olsun Dörtyol’daki tüm esnaflarımız kardeştir. Dün geceki provokasyona kadar Hatay’da Hıristiyan’ı, Ermeni’si, Türk’ü, Kürt’ü yan yana dükkânlarda yaşarlardı. Şimdi de hiçbir şey değişmedi. Ama halkın bir anlık üzüntüsünü, hassasiyetlerini kullanmak isteyenler dün gece ortaya çıktı. Tüm yaşananlardan dolayı üzgünüz. Şiddet hiçbir sorunu çözmez Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: Şiddetle hiçbir sorunun çözülmesi mümkün değil. Hayat’ın Dörtyol ilçesinde ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Acılarını paylaşıyorum. Herkesin daha fazla çaba sarf edip katkıda bulunması lazım. İnegöl ve Dörtyol’da yaşanan olaylara ilişkin kışkırtmaya yönelik açıklama yapan siyasetçilerin durumlarını bir kez daha gözden geçirmeleri gerekir. Bütün halkımıza sağduyulu olmalarını öneriyorum. Partimizin hedef haline getirilmesi özellikle bazı siyasetçilerin açıklamalarının sonucudur. Partimiz bu ülkede barışı, huzuru, kardeşliği savunabilir. Herkes sağduyulu olmalı AK Parti İlçe Başkanı Bülent Temelli: Son dönemde yaşanan hadiselerden dolayı herkesin sağduyulu davranması gerekiyor. İnegöl’de şimdiye kadar hiç karşılaşmadığımız, burada olmaz dediğimiz olaylar yaşadık. Herkesin bu noktada sağduyulu olması gerekiyor. İnşallah bir daha buna benzer olaylarla karşılaşmayız. Yıllarca İnegöl’de huzur içerisinde bir arada yaşayan insanlarız. Bundan sonra da bir arada yaşamaya devam edeceğiz. Devlet malına zarar verilmesi, polis otolarının yakılması bu ilçede yaşanacak olaylar değil. Bu görüntülerden büyük üzüntü duyduk.Örgütün ekmeğine yağ sürmeyelim Dörtyol Belediye Başkanı MHP’li Fadıl Keskin: ‘Emniyet Müdürlüğü’ne baskın düzenlendiği’ haberi halkı galeyana getirdi. Yakalanan 2 kişinin PKK’lı olduğu yönündeki söylentiler olayı tırmandırdı. Bütün sağduyulu telkinlere rağmen biber gazıyla dağıtılmaya çalışan insanlar, şehrin değişik yerlerinde istenmeyen gelişmelere neden oldu. BDP binası ve bazı işyerlerine saldırılar oldu. Aslında Dörtyol halkının karakteri bu değildir. Terör örgütünün ekmeğine yağ sürmeyelim, sağ duyulu davranalım. Bizi ayrıştırmaya çalışanlara inat bir aradayız SP İlçe Başkanı Bahri Urgun: Olaylara çok üzüldük. Bunlar olmamalıydı, maalesef yaşandı. Birlik ve beraberliğimiz bozulmamalıydı. Tekrar yaşanmamasını diliyoruz. Bundan sonra tekrar yaşanmaması için hepimiz dikkatli olmalıyız. Bizler Çanakkale’de birlikte vatan savunması için beraber savaşmış insanlarız. Bizi ayrıştırmaya çalışanlara inat birlik ve beraberlik içinde olmuşuz. Şimdi dedelerimiz Çanakkale’de koyun koyuna yatmıyor mu? İnşallah bu tür olayları bu ilçe tekrar yaşamaz. Bu ilk ve de son olur.

  • SSK – AYLIK PRİM VE HİZMET BELGELERİNDE EKSİK GÜNLERİN BİLDİRİLMESİNE İLİŞKİN DUYURU

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok

    Bilindiği üzere, 28/09/2008 tarihli, 27011 sayılı resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Aylık Prim Ve Hizmet Belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Verilmesine Ve Primlerin Ödenme Sürelerine Dair Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğin “d.1- Ay/dönem içinde işe girişi veya işten çıkışı bulunmayan sigortalılar yönünden” başlıklı maddesinde,

    “Ay/dönem içinde işe girişi veya işten çıkışı bulunmayan, çeşitli nedenlerle (istirahat, ücretsiz izin, disiplin cezası gibi) ay/dönemin bazı günlerinde çalışmayan ve çalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalıların ilgili ay/dönemdeki prim ödeme gün sayıları, ilgili ay/dönemdeki gün sayısından, ücret almaya hak kazanılmamış gün sayısı çıkartılmak suretiyle hesaplanacaktır.”

    Denilmektedir.

    Buna göre, ay içinde eksik çalışması bulunan sigortalıların prim ödeme gün sayıları;

    Ay/dönemdeki toplam gün sayısı – Eksik gün sayısı = Prim ödeme gün sayısı

    formülü vasıtasıyla belirlenecektir.

    Örnek 1: 31 gün çeken ayda 5 gün raporlu olan sigortalının;

    Prim ödeme gün sayısı 31-5=26,

    Eksik gün sayısı 5 olarak bildirilecektir.

    Örnek 2: 31 gün çeken ayda 1 gün raporlu olan sigortalının;

    Prim ödeme gün sayısı 31-1=30 olacağından,

    Prim ödeme gün sayısı “30” gün olarak bildirilecek ve eksik gün sayısı girilmeyecektir.

    Örnek 3: 30 gün çeken ayda 14 gün raporlu olan sigortalının;

    Prim ödeme gün sayısı 30-14=16,

    Eksik gün sayısı ise 14 olarak bildirilecektir.

    Örnek 4: 30 gün çeken ayda 1 gün raporlu olan sigortalının;

    Prim ödeme gün sayısı 30-1=29,

    Eksik gün sayısı ise 1 olarak bildirilecektir.

    Örnek 5: 28 gün çeken Şubat ayında 3 gün ücretsiz izinli olan sigortalının;

    Prim ödeme gün sayısı 28-3=25,

    Eksik gün sayısı ise 3 olarak bildirilecektir.

    İşverenlerimize önemle duyurulur

  • Kurtlar Vadisi Pusu – 44. Bölüm Final Polat Kurtuluyor

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok


  • Kurtlar Vadisi Pusu 77. Bölüm

    Ağustos 25th, 2010 admin Yorum yok



  • inşaat – inşaat nedir ?

    Temmuz 5th, 2010 admin Yorum yok

    İnşaat, belli bir bölgedeki bina veya yapının oluşturulma aşamasıdır. İnşaat aslında pek çok işin aynı anda yürütüldüğü bir süreçtir. Normalde işi proje yöneticisi, tasarım mühendisi veya proje mimarı tarafından yönlendirilen inşaat yöneticisi yönetir.
    İnşaat, her durumda bilinen anlamda bina yapımı anlamına gelmemektedir. Bina, yapı inşaatının yalnızca bir alt sınıfını teşkil etmektedir. Toplumların bireysel gündelik ihtiyaçlarının yanında yine toplumsal refahı arttıracak birçok tesis ve tesislendirme inşaatın kapsamında yeralır. Barajlar, su depoları, kanallar, açık ve kapalı su hatları, kaldırım taşları, karayolları, demiryolları, havaalanları gibi insanlığa hizmette kullanılan tesisler belli hizmet dönemleri için inşa edilirler.
    Günümüzde yapıların taşıyıcı sistemlerini oluşturan belli başlı yapı malzemeleri, betonarme, prefabrike beton ve yapısal çelik olarak ifade edilebilir.
    Betonarme yapı çeliği ile betonun birlikte davranmasının aderans ile sağlanması ile elde edilen bir yapı malzemesidir. Betonarmenin içindeki bileşenlerden donatı(çelik vb.) çekmeye, beton ise basınca çalışır.
    Donatı
    Yapı elemanının içerisine yerleştirilmiş betonun mukavemetini arttıran çelik çubuklara denir.Betonun çeliği iyi bir şeklilde sarması için kalıplar ile çelik arasına pas payı denilen aralıklar bırakılmalıdır.
    Betonarme Çeliği
    Betonarmede kullanılacak çelikler ise şöyle sıralanabilir: a-)Yuvarlak çubuklar b-)Tor çeliği c-)Hasır çelik d-)Burmalı çelik e-)Düğümlü beton çeliği vb.
    Betonarmenin Avantajları
    1-)Yangına karşı iyi bir koruyucudur. 2-)Ekonomik ve uzun ömürlüdür. 3-)İnsaat yapımı kolay ve süratlidir. 4-)Aşınmaya karşı dayanıklıdır. 5-)Haşare böcek vb.barındırmaz. 6-)Kuru beton elektrik geçirmez. 7-)Depreme dayanıklıdır. 8-)İstenilen şekil kolayca hazırlanabilir.
    Sakıncaları
    1-)Ağırdır. 2-)Ek yerlerinin teşkilinde çok önemlidir. 3-)Tekrar kullanımı çok kısıtlıdır. 4-)Sesi iyi iletmesi