Evvela blog: resim, video, haber, spor, magazin, teknoloji – Kısaca herşey!
RSS ikon Anasayfa ikon
  • Gece – Aşık Veysel

    Ağustos 29th, 2010 admin Yorum yok

    Ya Rab! Nola benim halim
    Kabre vardığım gece
    Eyi olmazsa amelim
    Kabre vardığım gece

    Ya Rabbena yandırma
    Günahlara bandırma
    Çerağımı söndürme
    Kabre vardığı gece

    Ya Rabbena hayr eyle
    Muhammed’e yar eyle
    Kabrimizi nur eyle
    Kabre vardığım gece

    Ya Rabbena tuş eyle
    İmanı yoldaş eyle
    Muhammed’e eş eyle
    Kabre vardığım gece

  • Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak- Mehmet Akif Ersoy

    Ağustos 24th, 2010 admin Yorum yok
    Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
    Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
    Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
    İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
    Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’
    Davransana… Eller de senin, baş da senindir!
    His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
    Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
    Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
    Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
    Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
    Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!
    Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
    Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.
    Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
    Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
    Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
    Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
    Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
    Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
    Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
    Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
    Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez…
    En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!
    Mâdâm ki alçaklığı bir, ye’s ile sirkin;
    Mâdâm ki ondan daha mel’un daha çirkin
    Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
    Nevmid olarak rahmet-i mev’ûd-u Hudâ’dan,
    Hüsrâna rıza verme… Çalış… Azmi bırakma;
    Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

    Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş…
    Sesler de: ‘Vatan tehlikedeymiş… Batıyormuş! ‘
    Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
    Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan!
    Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
    Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
    Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar…
    Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
    Feryâd ile kurtulması me’mûl ise haykır!
    Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
    ‘İş bitti… Sebâtın sonu yoktur! ‘ deme, yılma.
    Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.

  • Bize Göre – Abdurrahim Karakoç

    Mart 22nd, 2010 admin Yorum yok

    Beşyüz itten kaçan kurda
    Kurt diyenler halt eylemiş
    Şehit verilmeyen yurda
    Yurt diyenler halteylemiş

    Birlik ister bizden olan
    Kör olsun milleti bölen
    Siyasette yalan, dolan
    Şart diyenler halteylemiş

    Yazıklar olsun ismine
    Gider yan verir hasmına
    Vatandaşın bir kısmına
    Kürt diyenler halteylemiş.

    Ülkü bizim baş tacımız;
    Şeker, bal olur acımız.
    Çilemizdir ilacımız
    Dert diyenler halteylemiş

    Hamdolsun alnımız aktır;
    Zalimden korkumuz yoktur
    Hakikatin yönü tektir
    Dört diyenler halteylemiş

    Danışsınlar canlarına
    Kalmayacak yanlarına
    Marksizmin hayranlarına
    Mert diyenler halteylemiş

    Rahmet yağar ilik ilik
    Aşk suyunu içer çelik
    On niyettir ülkücülük
    Art diyenler halteylemiş

  • Bitmez Bir Garip Hikaye – Abdurrahim Karakoç

    Mart 21st, 2010 admin Yorum yok

    Otuz yaz otuz kış aynı durakta
    Bekle babam bekle can mı dayanır.
    Kara yalanları beyaz kundakta
    Sakla babam sakla can mı dayanır.

    Her yanımız gurbet… hani ya sıla
    Ömür bitmez çile ölüm fasıla
    Günleri aylara ayları yıla
    Ekle babam ekle can mı dayanır.

    Çare say, çanak tut çağ zilletine
    Sarmaz mı umutlar, sarpa çetine
    Katır tırnağını gül niyetine
    Kokla babam kokla can mı dayanır.

    Nimetler kurnaza ülkü mazluma
    Cehennem ettiler mülkü mazluma
    Aldatıp her çeşit mülkü mazluma
    Yükle babam yükle can mı dayanır.

    Bedavacı çomak soksun davana
    Arı çıksın sinek girsin kovana
    Giden kussun gelen kussun divana
    Pakla babam pakla can mı dayanır.

  • Birlik – Abdurrahim Karakoç

    Mart 21st, 2010 admin Yorum yok

    Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun!
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.
    Bölücü sapıklar aklına koysun
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Dünün insan yiyen kanlı çarkı yok!
    Yüzlerde gam, gönüllerde korku yok…
    Çerkezi yok, Kürdü yoktur, Türkü yok…
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden
    Yanlış yola sapmayalım bilmeden!
    Doğu, batı diye ayirmak neden?
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Yırtılıp atılmaz tarih sepete!
    Birlik oldu camide ve cephede;
    Kore’de, Kıbrıs’ta, Kocatepe’de
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Nineler, dedeler, masum bebekler,
    Bizlerden Huzurlu Türkiye bekler;
    Tutuşsun el- ele kızlar erkekler:
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

    Kalacak adımız, kaldığı gibi,
    Aleme velvele saldığı gibi
    Tıpkı Sakarya’da olduğu gibi
    Kardeşiz, tek vucut, tek bir milletiz.

    Ne zulmü severiz, ne kinimiz var!
    Hayrı emreyleyen hak dinimiz var;
    Dağlar, çağlar boyu yeminimiz var:
    Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

  • Biraz da Kitaplar Seni Okusun – Abdurrahim Karakoç

    Mart 21st, 2010 admin Yorum yok

    Canlı bir kitapsın, yazarı Mevlâ
    Açık dur, kitaplar seni okusun.
    Yüzünde şavklansın nazarı Mevlâ
    Eğilsin mehtaplar seni okusun.

    Kasırga ol, döne döne zikir et
    Her nefese on bin misli şükür et
    Şüphe burgacında Hakk’ı fikir et
    Uyansın girdaplar seni okusun.

    Erisin geceler gündüze gel ki
    Kalmasın tek engel bir düze gel ki
    Secdede Rabb’inle yüz yüze gel ki
    Minberler, mihraplar seni okusun.

    “Ezel”in, “ebed”in şifresi sende
    “Menfi”nin, “müsbet”in şifresi sende
    Çözülsen de olur, çözülmesen de
    Sorular, cevaplar seni okusun.

    Aşktan, estetikten, ahenkten yana
    Şiir, resim, müzik imrensin sana
    Camiler, sebiller gelsin lisana
    Hayırlar, sevaplar seni okusun

    Bedenin coğrafya, tarihtir dünün
    Ayrı ayrı sayfa saatin, günün
    Dört kapısı açık dursun gönlünün
    Alimler, erbaplar seni okusun.

    Nefret boşta kalsın, aşk ile dol da
    Işık, kılavuz ol gittiğin yolda
    Kur’an’dan feyz alan bir mektup ol da
    Yazdığın kitaplar seni okusun.

  • Bir Yerden Her Yere Mektup – Abdurrahim Karakoç

    Şubat 21st, 2010 admin Yorum yok

    Sormayınız, görmeyiniz canlarım
    Hakkınızı yiyip yutan burada
    Dinlisini, dinsizini dinlerim
    Besmeleye yalan katan burada.

    Sofralara viski havyar dizilir
    Fiatınız peçeteye yazılır
    Sırtınızdan günde dört pos yüzülür
    Sizi soyup, sizi satan burada

    Simsar siyasetçi, doktor, avukat
    İnsan avlıyorlar her gün her saat
    Hızlı köşe dönmek en üstün sanat
    Kan gölünde balık tutan burada.

    Ortada kol gezerken kıtlıklar, yoklar
    Burda betonlarla delinir gökler
    Kontlar, şansölyeler, baronlar, dükler
    Kirli yağan, eğri biten burada.

    Yürekler acısı bir garip alem
    Rüşvetsiz imzaya yanaşmaz kalem
    Pop müzik, şampanya, marlboro, salem
    Gece gündüz keyif çatan burada

    Kız, kadın pazarı sokağı, yurdu
    Homoseksüeller çığlaşan ordu
    Ne ahlak kaygusu ne namus derdi
    Hızlı doğan erken öten burada.

    Yazık… siz beğenir, siz seçersiniz
    En çürük köprüden siz geçersiniz
    Bilirim her zaman çar naçarsınız
    Kör-kütük, zil-zurna yatan burada.

    Hal gidiş bu minval bu vaziyette
    Sabun işkencede, su eziyette
    Rağbet ne ilimde ne meziyette
    Aydınlığa çamur atan burada

    Doğan bebek dost yemeye zorlanır
    Düşündükçe içim dışım korlanır
    Evlat seyiplenir ana horlanır
    Ana vatan yavru vatan burada.

  • Bir Yağmur Bekliyorum – Abdurrahim Karakoç

    Şubat 21st, 2010 admin Yorum yok

    Bir yağmur bekliyorum, kuruyanı ıslatsın
    Bir yağmur bekliyorum, tohumlara can katsın
    Bir yağmur bekliyorum, silsin kirlerimizi
    Bir yağmur bekliyorum, bizi bize anlatsın.

  • Bir Güzel Ülkü – Abdurrahim Karakoç

    Şubat 21st, 2010 admin Yorum yok

    Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
    Ezelden ebede müjde taşıyan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Yesi’deki kutsal aşkın mayası
    Malazgirt’te Alparslan’ın rüyası
    Söğütteki has kilimin boyası
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Yunuslayın “Et-kemiğe bürünen”
    Selim ruhta Yavuz serdar görünen
    Şems misali cümle kirden arınan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği
    Debreştikçe yakın eyler ırağı
    İman kalesinin bayrak direği
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Riya duygusuyla dolup taşmamış
    İlimden, irfandan uzaklaşmamış
    Benlik çamuruna ayak basmamış
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Dedem Korkut töresiyle töreli
    Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı
    Kırk yıl önce… aklım erdi ereli
    Bir güzel ülküdür günül verdiğim.

    Her kapıda bir hesaba girmeyen
    İnancından zerre taviz vermeyen
    Dost alnına kara leke sürmeyen
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı
    Kendine put yapmaz heykeli, resmi
    Hak’tır, adalettir, rahmettir ismi
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz
    Güneştir… bir doğdu, bir daha batmaz
    Menfaat uğruna kimseyi satmaz
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Şiddeti, kavgası, kanı olmayan
    İçinde öfkesi, kini olmayan
    Sonsuza uzanan, sonu olmayan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bedir’den Bizans’a akıp gelen o
    Küfür setlerini yıkıp gelen o
    İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Sinan’da estetik, Itrî’de ahenk
    Sebillerde hayat, kubbelerde renk
    Mevlânâ’da ilim, Barbaros’ta cenk
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Nizâm-ı Âlem’dir Hak’kın sözü bu
    Söylediğim cümle sözün özü bu
    Tek damlada umman eyler bizi bu
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Ülkü demek makam, mevki, taç değil,
    Ülkü demek totem, sembol, haç değil
    Kul icadı kof ilkeler hiç değil,
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Taze filiz vermiş Edebali’yle
    Çiçeklenmiş Haci Bayram Veli’yle
    Ulubatlı Hasan’daki hâliyle
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Şehitlerin kanlarıyla ıslanan
    Destan olup mavera’dan seslenen
    Atıf’larla Said’lerle beslenen
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Türk’e ihsan olmuş “Kavm-i Necip”lik
    Boş hayâldir bu şerefe rakiplik
    Hayatlar gergeftir, ameller iplik
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile
    Postaladım gönül denen zarf ile
    Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile,
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

  • Bir Daha – Abdurrahim Karakoç

    Şubat 21st, 2010 admin Yorum yok

    tevazu severdi, kaynatıp taşırdılar
    girdi hırs ambarına, çıkamadı bir daha…

    haramla yağladılar, kibirle pişirdiler
    bulanık göl ettiler, akamadı bir daha…

    yakın arkadaşları çöplük yaptı beynini
    doldurdular ve sonra dökemedi bir daha…

    kör dikişler atıldı kaypak iradesine
    sökmek istese bile sökemedi bir daha…

    soyundu inancından terk-i edep eyledi
    şerefini göğsüne takamadı bir daha…

    sürdü benlik atını karanlık geleceğe
    dönüp de geçmişine bakamadı bir daha…

    söndü yüreğindeki yanan aşk alevleri
    uyanıp yeni baştan yakamadı bir daha…

    yediği haram oldu, içtiği haram oldu
    ellerini haramdan, çekemedi bir daha

    borçlardan indirilmiş bayraktı haysiyeti
    alıp tekrar yerine dikemedi bir daha…

    terk etti güzelliği çirkinliğe sarıldı
    girdiği bataklıktan çıkamadı bir daha…

    küfrü baştacı yaptı dostlarına darıldı
    diktiği putları yıkamadı bir daha…

    kazancı beleş oldu ve kendisi leş oldu
    ıtır gibi gül gibi kokamadı bir daha…

    zirvenin yollarında döndükçe dönekleşti
    ağzına helal lokma sokamadı bir daha…

    dost oldu zalimlere görmedi mazlumları
    gam çekmedi gözyaşı dökemedi bir daha…